Mehmet DEMİR

Mehmet DEMİR

NAKDİ SERMAYE ARTIŞINDA BÜYÜK  VERGİSEL AVANTAJLAR

Firmaların sermaye yapısının güçlendirilmesi, dış finansman ihtiyacının azaltılması  hususu , ticari işletmelerin sürekliliği ve finansal krizlere karşı mukavemeti açısından fevkalade önemlidir. İşletmelerin finansal yapısının  güçlendirilmesi açısından 1 Temmuz 2015 tarihinden geçerli olmak  üzere yapılan bir yasal düzenleme ile  “nakdi sermaye artışlarını” teşvike yönelik düzenlemeler yapıldı. Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesine eklenen bir  bent ile işletmede yapılacak nakdi sermaye artışlarında, hesaplanan belli bir  faiz tutarının süresiz  bir  şekilde Kurumlar Vergisi beyannamesinden indirim konusu yapılması imkanı sağlanmış oldu. Gider temininde zorluk  çeken, giderlerini belgelendiremedikleri için yüksek vergiler ödeyen firmalar için önemli  bir  fırsat doğmuş oldu.

Sermaye artışı  ihtiyacı olan firmalar için tam da zamanı diyebileceğimiz bu düzenlemelerden kimler ve  hangi  şartlarda yararlanabilecektir.

Bu vergisel avantajdan yararlanmak için  her şeyden önce sermaye  artışının nakit olarak yapılması gerekmektedir. Nakit sermaye  artışı dışındaki, geçmiş yıl karları, kar yedekleri, ortaklara borçlar ve özel fonların sermayeye ilavesi yoluyla yapılan sermaye artışlarında  bu  vergisel avantajlardan yararlanmak mümkün değildir.

  Konuya ilişkin yasal düzenlemenin 1 Temmuz 2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle bu  tarihten sonra  yapılan nakdi sermaye  artışları için bu  vergisel avantajdan yararlanmak mümkündür. Bu tarihten önce  yapılmış  olan sermaye  artışları için geçmişe  dönük olarak bu  vergisel teşvikten yararlanmak mümkün değildir.

Yasal  düzenlemenin amacı işletmenin finans ve  sermaye yapısının güçlendirilmesi olduğu için ortak veya ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları, bu  teşvik kapsamına girmeyecektir.

Bahse konu düzenlemeden yararlanmak için sermayenin  taahhüt edilmiş olması değil, ödenmiş olması gerekir. Ortaklar tarafından şirketin banka hesabına fiilen yatırılan sermaye ile bu  teşvikten yararlanılması mümkün olacaktır. Taahhüt edilen sermayenin peyder pey ödenmesi halinde ise yapılan her bir ödemeden sonra  ödenen kısma isabet eden oranda teşvikten yararlanmak mümkün olacaktır.

Teşvikten yararlanabilmek için nakdi sermaye artışının ticaret siciline tescil edilmiş olması gerekir. Ticaret siciline tescil işlemi yapılmadan bu yasal düzenlemeden yararlanmak mümkün olmayacaktır. Sermaye şirketleri, yetkili organlarının kısmen veya tamamen nakdi sermaye artışına ilişkin kararının ticaret siciline tescil edildiği hesap döneminden itibaren, bu indirim uygulamasından yararlanmaya başlayabileceklerdir.

Vergisel teşvik miktarı: Artırılan nakdi sermaye üzerinden Merkez Bankasının TL cinsinden verilen ticari kredilere uygulanan  ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranın uygulanması sonucu bulunan tutarın %50’sidir. Bu konuda  Bakanlar Kuruluna  yetki  verilmiş olup belli sektör ve şartlarda bu oranın farklı bir şekilde uygulanması Bakanlar Kurulunun uhdesindedir. Dolayısıyla uygulamaya geçildiğinde konuya ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarının takibi gerekmektedir.

Bu teşvikin uygulama şekli;  nakdi sermaye artışı  üzerinden hesaplan faiz oranını doğrudan gider yazma yoluyla  değil, yıl sonunda verilen Kurumlar Vergisi Beyannamesi üzerinden matrahtan indirim yapma yoluyla sağlanacaktır.

Bu teşvikten  bankacılık, finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler  ile kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki tüm sermaye şirketleri yararlanabilir. Dolayısıyla teşvikten yararlanacak firmalar açısından kapsam son derece geniş tutulmuş, yasanın konuluş amacına  uygun şekilde bankacılık, finans ve sigorta konusunda faaliyet yürüten kurumlar vergisi mükellefleri teşvik uygulamasının dışında tutulmuştur. Ticaret Kanunu kapsamında sermaye şirketleri; anonim şirketler, limited şirketler ve  sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerden oluşup, bu şirketlerin  yukarıda  değinilen şartları sağlamaları halinde bu teşvikten yararlanabileceklerdir. Dolayısıyla adi ortaklıklar, adi komandit şirketler ve kolektif şirketler sermaye şirketi statüsünde olmadığı için bu teşvik  uygulamasının dışında kalacaktır.

Yıl içerinde yapılan sermaye  artışında ilk sene  için yılın tamamını kapsayacak şekilde teşvik uygulanmaz, içinde bulunulan ay dahil yıl sonuna kadar olan süreye isabet eden faiz oranının %50 si tutarındaki bir meblağ beyannamede indirim konusu yapılabilecektir. Örneğin, sermaye artışı Eylül ayında yapılmış ise hesaplan yıllık faiz  oranının 12 aylık kısmı değil, sadece dört aylık kısmı o yılın Kurumlar Vergisi Beyannamesi üzerinden indirilebilecektir. Sonraki yıllarda ise bir sınırlama olmaksızın  12 ay üzerinden faiz  hesaplaması yapılarak teşvik uygulanacaktır.

Teşvik uygulamasında  yıllar itibariyle süre sınırlaması söz konusu olmayıp, şirket tüzel kişiliği devam ettiği sürece artırılan nakdi sermaye  artışı üzerinden hesaplanan   faiz  tutarı indirim konusu yapılmaya devam edilecektir. Yani bir  kez nakdi sermaye  artışı sağlanarak her yıl bu  teşvikten yararlanmak mümkün olacaktır.  Şirket, sermaye azaltımına gitmediği sürece teşvik uygulaması devem edecek, ancak  sermaye azaltımı yapılması hâlinde nakdi sermaye artışının azaltılan sermaye tutarına isabet eden kısmı indirim hesaplamasında dikkate alınmayacaktır.

İlgili yılda zarar çıkması veya kazanç yetersizliği sonucu, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden   hesaplanan faiz indiriminin  yapılamaması halinde, kalan indirim bakiyeleri, takip eden  yıllarda indirim konusu yapılabilecektir. 

Teşvik, Kurumlar Vergisi Beyannamesi üzerinden uygulanacağı için geçici vergilendirme dönemleri itibarıyla bu indirimden yararlanılmasına imkan bulunmamaktadır.  Ancak zarar veya karın yetersiz olması nedeniyle ilgili yılda indirim konusu yapılamayan tutarlar, takip edilen yılın geçici vergi dönemlerinde  indirim konusu yapılabilecektir.

 

Şartları el veren her bir  ticari işletmenin bu  teşvikten yararlanmasını tavsiye  eder, uygulamaya  ilişkin tereddütlerin ortaya çıkması halinde gerekli teknik bilgi  desteğini vermeyi de bir  yükümlülük kabul ederiz.

 

 

                                                                                                 Mehmet DEMİR

                                                                                            Yeminli Mali Müşavir

 

 

Yazarın Diğer Yazıları