Mehmet DEMİR

Mehmet DEMİR

FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA VE 7186 SAYILI TORBA KANUN İLE  GETİRİLEN DİĞER ÖNEMLİ  DÜZENLEMELER..

19 Temmuz 2019 tarihihli Resmi Gazedete yayımlanan 7186 Sayılı "Gelir Vergisi Kanunu  ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" kapsamında;  Finansal ve  vergisel bir  takım  düzenlemeler yapıldı.

Bu makalemizde, özellikle borçlu  şirketleri yakından ilgilendiren “Finansal Yeniden Yapılandırma ” konusunu iredeleyeceğiz. Bununla  birlikte, 7186 sayılı Torba Kanun ile  getirilen bir  takım önemli  düzenlemelere de açıklık  getirmeye çalışacağız.

Öncelikle, Bankacılık Kanununa  eklenen  geçici 32. madde ile; banka  ve finans  kuruluşlarına  borçlu olup, bu  borçları  geri  ödemede zorlanan firmalara bir  takım  kolaylıklar sağlayan “Finansal Yeniden Yapılandırma” konusunu iredelemeye  çalışalım.

Şunu belirmek  gerekir ki;  bu  düzenleme ihtiyacı,  piyasanın finansal yönden daralması, özel  sektörün yüksek  borç  stoğunu  çevirmekte  zorlanması ve  piyasadaki  nakit sıkışıklığından kaynaklanmaktadır. Bilhassa, son iki yılda, işletmelerin nakit  akışındaki  bozulmalar, döviz  kurlarındaki istikrarsızlık ve  artan finansman  maliyetleri ,  firmaların  mali  bilançolarını  önemli ölçüde olumsuz  etkiledi. Bir de  buna  artan üretim  maliyetleri, gittikçe yükselen rekabet koşulları ve  düşüş  seyri  gösteren kar  marjları  eklendiğinde , borçlu firmaların kredi geri  ödemelerinde zorlandığı ve  temerrüde düştüğünü gözlemlemekteyiz.

Borçlu işletmelere kısmen de olsa nefes aldırmak ve   borç  stoğunu çevirebilme imkanı  sağlamak  için  Bankacılık Kanununa  geçici 32. madde ilave  edilerek,  borçların yeniden yapılandırılmasına zemin  hazırlanmıştır.

 

Peki  bu süreç  nasıl işleyecek ve  bu  uygulama  ne  kadar süre ile  devam edecektir?

 

Yapılandırmanın  nasıl  yapılacağına dair   uygulama detayları, Bankacılık Düzenleme  ve Denetleme  Kurulunun çıkaracağı   “Yönetmelikte”   yer alacaktır. Bu yönetmelik  hükümleri kapsamanında; Bankalar Birliği  “Çerçeve  Anlaşmalar” oluşturacak ve  nihai olarak da; bu  “Yönetmelik”  ve  “Çerçeve  Anlaşmalar”ın belirlemiş olduğu yol  haritası kapsamında borçlu firmalar ile kredi  veren banka  ve finans  kurluşları arasında “Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri” yapılacaktır. Bu yasal  düzeneleme, 2 yıl süre ile  geçerli olacak  ve Cumhurbaşkanı  bu süreyi 2 yıla kadar uzatabilecektir.

 

Finansal Yeniden Yapılandırma”   Ne Tür Avantajlar Sağlayacaktır?

-Öncelikle  mevcut alınmış olan   kredilerin vadelerini uzatmak.  

-Mevcut kredileri yenilemek. 

-Alınmış olan  krediye  ek olarak, ilave kredi vermek. 

-Kredilerin teminaını azaltmak. 

- Anapara, faiz veya kâr payı alacaklarını; kısmen veya tamamen iştirake çevirmek, özel amaçlı şirketler ile 6362 sayılı Kanuna göre kurulan yatırım fonlarına aynî, nakdî  ya da tahsil şartına bağlı bir bedel karşılığı devir veya temlik etmek. 

-  Anapara, faiz veya kâr payı alacaklarını borçlu ya da üçüncü kişilere ait aynî değerler karşılığında kısmen veya tamamen tasfiye etmek, satmak, bilanço dışına çıkarmak. 

Yukarıda  değindiğimiz “Finansal Yeniden Yapılandrımanın” içeriğini irdelediğimmizde, aslında düzenlemenin hayli kapsamlı olduğunu söylemek  mümkündür. Ancak, bu  borç  yapılandırmasının başarılı olması biraz da  bu iş  için ayrılan kaynağın yeterliliği, tarafların konuya ilişkin kararlılığı ve borçlu firmaların  borç ödeme kabiliyeti ve azmi ile alakalıdır.Bunu da  bekleyip görmek  gerekir diye  düşünüyorum.

Bu düzenlemeye ilişkin diğer bir husus ise; her  borçlu firma  bu yapılandırmadan yararlanabilecek midir?

Belki de  bu  konuda  en çok  merak edlen soru da budur. Ancak, ne  yazık ki her  borçlu firma  bu yapılandırmadan yararlanamayacaktır. Öncelkle, yapılandırma kapsamına alınacak borçlu işletmelerin  mali durumları tespit edilecektir. Bu  durum  tespiti  neticesinde; borçlarının yeniden yapılandırılması  halinde, borçlu  firmanın borçlarını geri ödeme kabiliyetini kazanacağına kanaat getirilmesi şart koşulmuştur. Eğer durum tespiti sonucunda;  borçlu  işletmenin , borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilirse, bu borçlu  firmalar,  finansal yeniden yapılandırmadan yararlanamayacaklardır. 

Peki, bahsettiğimiz borçlu işletmelerin mali durmunu kim tespit edecek?

Yapılandırma talebinde  bulunan  borçlu işletmelerin  mali durumlarının tespit ve yapılandırmanın uygulanabilip uygulanamayacağına ilişkin değerlendirmeler, aşağıda  belirtilen kurum ve kuruluşlar tarafından  yapılabilecektir.

-Bağımsız denetim kuruluşları.

-Yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip kuruluşlar. 

-Borçlu  firmanın kabul etmesi  şartı ile  alacaklı banka  veya finans kuruluşu.

Borçlu firmaların,  borç  yeniden yapılandırma şartlarını,  yukarıda  detaylı  bir  şekilde irdeledik. Lakin, bu yapılandırma gerekli,  hatta  elzem olmakla  birlikte, uygulamadaki başarısı da bir  o kadar elzemdir, gereklidir. Nitekim borçlu işletmeler,  gerçekten çok  zor  durumdalar ve  bu yapılandrımanın  işletmelerine yeniden hayat vermesini ummakta ve beklemektedirler.

Torba Kanunun  getirdiği  diğer bir  önemli düzenleme ise; Gelir  Vergisinde “Hasılat Esaslı Vergilemenin”  ihdas edilmiş olmasıdır.

Bilindiği üzere, 2018 Yılında çıkan 7104 sayılı yasa ile Katma Değer Vergisi Kanununda “Hasılat Esaslı Vergileme” imkanı getirilmişti. Benzeri  bir  düzenleme de bu Torba Kanun ile Gelir  Vergisi  mükellefleri için getirildi.

Peki, Gelir Vergisinde “Hasılat Esaslı Vergileme” Uygulamasından Kimler Yararlanabilecektir?

Maalesef bu  uygulamadan,   sadece şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükellefler yararlanabilecek,  başka faaliyetler ile  uğraşan diğer Gelir  Vergisi  mükellefleri “”Hasılat Esaslı Vergileme” uygulamasından yararlanamayacaklardır.

Diğer yandan,  bu uygulamaya  geçmenin zorunlu olmadığını  belirtmek isterim. Şehiriçi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükellefler talep etmeleri halinde bu uygulamadan yararlanacaklardır. Yani  “Hasılat Esaslı  Vergileme “ uygulaması zorunlu bir  uygulama  değil, isteğe  bağlı bir  uygulamadır ve  isteyen mükellefler bu uygulamadan yararlanacaklardır.

Fakat,  bu  uygulamayı  tercih edenler, iki yıl  geçemeden,  bu uygulamadan  vaz geçmeleri mümkün değildir.

Hasılat Esaslı Vergilemenin Uygulaması ise şu şekilde olacaktır;

Şehir  içi yolcu taşımacılığı yapanlar, bu  faaliyetlerinden elde ettikleri  brüt gelirlerinin  %10’u, bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak esas alınacaktır. Yapılan  giderler ayrıca  dikkate alınmayacak ve bu kazanca herhangi bir indirim veya istisna  ayrıca  uygulanamayacaktır.

Özetle; şehir içi yolcu taşımacılığından elde edilen gelirin %10’u  net kar kabul edilecek  ve  bunun üzerinden vergi hesaplanacaktır. Bunun için de, herhangi  bir  gider  belgesinin ibraz edilmesine lüzum yoktur. Yani, bu faaliyet için %90 gider yapıldığı kabul edilecektir.

Torba Kanunun Getirdiği Diğer Bir Önemli Düzenleme İse “Varlık Barışıdır”. Bu Torba Yasa ile Getirilen Varlık Barışı Düzenlemesinin Kapsamı Aşağıdaki Gibidir.

a-Yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda  getirilmesi,

b-Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve yurt içinde bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların kayıt altına  alınmasını kapsamakatadır.

Varlık Barışından yararlanmak için; Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının,  31.12.2019 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildirilmesi  gerekmektedir.

Peki, Varlık Barışından Yararlanmanın Vergisel Yükü Nedir?

Bildirilen  yurt dışı varlıkların değerinin %1’i oranında bir  verginin  banka  veya  aracı  kurum aracılığıyla 15  gün içinde vergi dairesine  beyan edilip ödenmesi gerekir.Yani, varlık barışından yararlanmak için,  bildirilen değerin %1’i oranında  bir  vergi  yükü  söz  konusu olacaktır.

Öte yandan, bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba gönderilmesi mecburidir.

Mükellefler, bu madde kapsamında Türkiye’ye getirdikleri varlıkları,  işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi,  vergisiz bir  şekilde işletmelerinden çekebileceklerdir. Bu varlıkların işletmeden çekilmesi, kar dağıtımı kabul edilmeyecek  ve  stopaj uygulanmayacaktır.

Ayrıca, gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri,  Türkiye’de bulunan ancak defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlarını, 31.12.2019tarihine kadar vergi dairelerine beyan edip , defter ve kayıtlarına  aktarabilirler.

Kayıt altına  alınan bu yurt içi varlıklar,  vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın vergisiz bir  şekilde  işletmeden çekilebilecektir.

Beyan edilen varlıkların değeri üzerinden; %1 oranında vergi hesaplanacak ve izleyen ayın sonuna kadar  vergi dairesine  ödenecektir.

Varlık Barışından yararlananlar için   getirilen “Koruma   Amaçlı Yasal Güvenceleri” ise şu şekilde değerlendirmek mümkündür:

Varlık Barışı kapsamında bildirilen  varlıklar nedeniyle; hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı  bildirilmiştir. Ancak, Mali Suçları Araştırma Kurulunun kara para mevzuatı veya  cumhuriyet savcılıklarının kaçakçılıkla  mücadele  kapsamında  yaptıkları soruşturmalara  karşı  taahhüt edilmiş  bir  yasal  güvence  kanun metninde yer  almamaktadır. Sadece  vergi  incelemesinin  yapılmaması hususu  güvence  altına  alınmıştır. Bu  durumun da  çok önemli olduğunu  belirtmek isterim.

Varlık Barışından Yararlanabilmek İçin;

a-Bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi 

b-Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi  zorunludur.

Son olarak, Torba Kanun ile;Yurt dışına çıkış yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından çıkış başına alınan 15 TL tutarındaki  harç miktarının, 50 TL’ye çıkarıldığını  belirtmek   isterim.

Bu yazımızda Finansal Yeniden Yapılandırma ve 7186 Sayılı "Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" kapsamında getirilen diğer önemli  düzenlemeleri irdelemeye çalıştık.

Faydalı Olması dileğiyle…

Mehmet DEMİR

UPA Yeminli Mali Müşavirlik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı

Yazarın Diğer Yazıları