Sezen Akınal Bulut

Sezen Akınal Bulut

Çocuklar nasıl düşünür,nasıl hisseder ?

Çocuklar dünyayı anlamak için kendilerine özgü yolları olan biricik kişilerdir.  Diğer bir deyişle çocuklar çoğumuzun düşündüğü gibi “minyatür yetişkinler” olarak değerlendirilmemelidirler. Çocukların düşünsel yapıları, uyaranları yetişkin mantığı ile yorumlamaktan oldukça uzaktır. Doğum anı itibarıyla belirli gelişimsel süreçlerden geçerek büyüyen çocukların, her dönemde istekleri, davranışları, duygu durumları, yapabildikleri, yapamadıkları, tercih ettikleri ve etmedikleri  değişkenlik gösterir. Çocuğumuzun içinde bulunduğu gelişimsel basamak ile ilgili bilgi sahibi olmak, ona doğru beklentilerle yaklaşmak, onunla ortak dil kurabilmek ve en önemlisi onu anlamak açısından çok büyük önem taşır.

Bu ayki dönemimiz yaşamın ilk yılları yani “bebeklik dönemi”.

0–24 AYLAR

Bebekler her şeyden önce güçsüzdür; bakılmak, korunmak ve kollanmak ister. Bu nedenle ana babasına bağımlıdırlar.

İlk aylarda bebek tam alıcıdır ve edilgindir. Kimseye uymaz, herkes ona uymak zorundadır. İlk 2 yıl içinde çocuk kişiliğin en ilkel bölümü tarafından yönetilir. Bu dönemde haz ilkesi ve ilkel düşünce sistemi işler. Bu dönemdeki çocuk mantıksal çıkarımlar yapamaz. “Yok” kelimesini tanımaz, ihtiyaçlarının bekletilmesine tahammül edemez. Beklemeyi öğrenmesine destek olmak adına 18 ay itibariyle istediği bir oyuncağı eline birkaç dakika geç vererek o sürede onu farklı yöntemlerle oyalamak yeterli olacaktır.

Bu dönemin ihtiyaçlarında abartı yoktur. Bunlar başta açlık, susuzluk ve hijyen olmak üzere en temel ihtiyaçlardır. Çocuk, ihtiyaçlarını bekletmeden karşılayan anneye (ya da bakım verene) doğru bir şekilde bağlanır. Güvenli bağlanma, çocuğun diğer gelişimsel basamakları başarıyla tırmanması için emin zemin etkisi yaratır.

Bebek gereksinimleri düzenli aralıkla karşılandıkça avaz avaz bağırmak yerine daha az gürültüyle ağlayarak anneyi yanına çağırmayı öğrenir. Unutulmamalıdır ki “ağlama” bebeklerin kendini ifade edebildikleri yegane dildir. Bebeğin gereksinimlerinin düzenli ve yeterli olarak doyurulması, bebekte güven duygusunu geliştirir.

Bebeğin yetersiz ve düzensiz doyurulması, çağrılarının sürekli olarak karşılıksız kalması, onda karşıt duygunun, güvensizlik duygusunun oluşmasına yol açar.

Bebeğin ilk yıl annesiyle kuracağı güvenli bağlanma, bireyin yaşamı boyunca süreceği ilişkilerdeki sevgi alışverişlerinin niteliğini belirler. Bebeğin ruhsal gereksinmesi sevgidir. Sevgi annenin gösterdiği sıcaklık, ilgi ve sevecenliktir. Anne sevgisinin çoğunu çocuğun bakımı sırasında tutuşuyla, okşayışıyla, gülümsemesiyle ve konuşmasıyla gösterir.

Annenin yüzü bebeğin duygusal aynasıdır. Annenin yüzündeki duygusal ifadelerin sevgi dolu, onaylayıcı, kabullenici oluşu bebeğin sosyal ve duygusal gelişiminde çok büyük role sahiptir ve yaşam boyu izlerini taşır.

Yaşamın ilk 1,5  yılında çocuğun her istediğinin yapılması onu şımartmaz. Aksine istediklerinin yapılmaması ruh sağlığını bozabilir. Çünkü bu dönemin en büyük ihtiyaçları aç, susuz, uykusuz kalmamak ve altı temiz olmaktır. Her ağladığında yanına koşarsam şımarık olur düşüncesi bu dönemde yanlıştır. Bu dönemde çocuğun algıladığı uyaranlar hemen yanıt bekler. Onu oyalamak mümkün değildir. 18 aydan sonra birincil ihtiyaçları dışında kalan isteklerini sürekli olmamak kaydıyla erteleyebilir, ya da uygunsuz görüyorsanız yapmamayı seçebilirsiniz. Önemli nokta, isteklerine kayıtsız kalınmadığını, sadece uygun bulmadığınızı ona hissettirmenizdir.örneğin telefonunuzla oynamak isteyen çocuğunuza telefonunuzu vermemeniz gerektiğini siz biliyorsunuzdur, fakat o bunun idrakında değildir. Bu durumda, on onu anladığınızı ama bu isteğini karşılamanızın mümkün olmadığını net ve kısa bir şekilde anlatmanız ve bu isteğinin yerine koyabilceği birşey önermeniz sağlıklı ve yerinde bir davranış olacaktır. Bu aylarda anne babaların en büyük yardımcısı “dikkat dağıtma” yöntemi olacaktır zira bu aylarda dikkatlerini farklı bir yöne çekmek ilerleyen aylara kıyasla çok daha kolaydır.

Özetle, ilk iki yıl için dikkat edilmesi gereken en temel nokta çocuğun güvenli bağlanmayı deneyimleyebileceği bir ortam yaratılması; çocuğun temel ihtiyaçlarının bekletilmeden karşılanmasıdır.

Bir sonraki sayıda 24-36 ay “erken çocukluk dönemi” ile tekrar görüşmek üzere…

Yazarın Diğer Yazıları