Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adil Sani Konukoğlu : Bu topraklarda mücadele ruhu var

Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adil Sani Konukoğlu : Bu topraklarda mücadele ruhu var

Bu sayımızda dergimizin kapak konuğu SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğinin yanı sıra, Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Gazişehir Gaziantep Futbol Kulübü Başkanlığı görevlerini de yürüten Sayın Adil Sani Konukoğlu..

 Tam bir Gaziantep sevdalısı olan Sayın Konukoğlu, iş hayatının başlangıç yıllarından zirveye uzanan başarı hikayesini dergimiz okurları için anlattı. Gaziantep’in, girişimciliğin ve mücadelenin en önemli kentlerinden birisi olduğunu vurgulayan Konukoğlu “Bu topraklarda mücadele ruhu var” diyerek Gaziantep hakkındaki önemli düşüncelerini bizimle paylaştı. Röportajımız sizlerle...

-Sayın Başkan, her ne kadar sizleri tanısak da iş hayatınıza nasıl başladınız diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Gaziantep Face okurları için bizimle paylaşır mısınız?

İş hayatıma profesyonel olarak 33 yıl önce başladım. Daha önceki yıllarda işletmeye gelir, babamın yanında çalışırdım. İlkokula başlamadan önce hidrofil pamuk tesisimize giderdim. Orada pamuklar açılır, temizliği ve ardından kasarlaması yapılırdı. Pamuğu açma işlemi çok keyifliydi. 5-6 yaşlarındaydım. Haftalık günü geldiği zaman herkes gibi işletmede babamın yanına giderek sıraya girer, haftalığımı alırdım. Haftalığım 50 kuruştu. Bu benim için çok önemliydi,  haftalığımı alırken de 50 kuruşu iki adet beyaz 25 kuruş olarak isterdim, birisi sarı olursa almazdım. Okulu bitirdikten sonra işletmede, örgü ve boyahanede çalıştım. Ortaokul ve lise yıllarımda tatil dönemlerimde iplikhane, tarak, penye, bobin bölümlerinde çalışarak işi öğrendim.

-Yani bugün yönettiğiniz her işte çalıştığınızı söyleyebilir miyiz?

Elbette. Sorumluluğumda olan iplik, örgü ve havlu bölümlerinde görev aldım. Havlunun kuruluşunda çalışmadım ama çimentonun kuruluşunda A’dan Z’ye çalıştım. Narlı Çimento Fabrikası’nın kuruluşunda temel atmadan işletmeye alınıncaya kadar her kademede görev aldım, yaklaşık 18 ay şantiyede kaldım. Daha sonra Adana’ya, Sanibey Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin kuruluşuna gittim, inşaat başlamıştı. Barajın temelinden başlayıp ilk enerji üretilinceye kadarki dönemde 24 ay şantiyede kaldım. Yaptığımız işin mutlaka bir tarafında bulunduk.

-Adil Bey, iş hayatınızda, Anadolu sanayileşmesinin önderlerinden babanız merhum Sani Konukoğlu’nun size yön veren en önemli öğüdü ne oldu?

Babamın en önemli öğütlerden birisi, “Ne yaparsan yap, hiçbir şekilde dürüstlükten taviz verme” sözü oldu. Yani “İşin hilesi dürüstlüktür” dedi. İşini iyi yapanın zaten hile yapmadan parasını kazanacağını bizlere anlattı. Bu söz babamızın bize en önemli mirasıdır. Ayrıca, “Pazarlığın üstüne pazarlık olmaz“ sözü de benim üzerimde çok önemli iz bırakmıştır.

-Sayın Başkan, sizi bu kadar etkileyen sözün nasıl geliştiğini anlatır mısınız?

Elbette. Bir hayat dersi olan bu sözün kulağıma küpe olması şöyle gelişti; 12-13 yaşlarındaydım. O yıllarda elektrik kesintileri sık yaşandığı için motorlar sık sık arıza yapardı. Rahmetli Ali Küçükparmak arızalı motorları götürür, tamirini yapar getirirdi.   Her cumartesi ödemeler yapılırdı. Babamla çok samimi ve aynı zamanda aile dostumuz olan Ali amca geldi. Sohbet ettikleri sırada babam, “Adil, Ali amcanın faturasını öde” dedi ve faturayı bana verdi. O zamanın parası ile 2,5 lira küsurat vardı. Ödenecek miktarın 2,5 lirasını keserek Ali amcaya ödeme yaptım ve öderken de bunu söyledim. Çocuk mantığı ile 2,5 lira eksik ödeyerek doğru bir şey yaptığımı zannettim. Fakat babam kızdı ve “O 2,5 lirayı öde ve bir daha kasaya elini vurma“ dedi. Dondum kaldım, Ali amcanın babama itirazları eşliğinde, gözümden yaşlar akarken 2,5 lirayı ödedim. Ali amca gittikten sonra babam beni karşısına alarak “Hayatta bir daha pazarlığın üzerine pazarlık yapmayacaksın. Eğer sen pazarlık yapmak istiyorsan malı alırken pazarlık yapmalısın. Nereden biliyorsun o 2,5 liranın Ali amcanın kazancı olmadığını. Sen o parayı kestiğin zaman zarar edebilir, senin kimseyi zarar ettirmeye hakkın yok. Önemli olan pazarlığı baştan yapmaktır“ diye unutamayacağım hayat dersini verdi. O günden sonra herhangi bir mal aldığımda pazarlık ederken “üstü kalsın” derim. Bazen bozuk çıkmasa bile yaşadığım bu tecrübeden ötürü fazlasını veririm. Bu olay bana iyi bir ders ve hayat tecrübesi oldu.

-Sayın Başkan, işle yoğrulan bir ailedensiniz. Sizce İş hayatında sürdürülebilir başarının sırrı nedir?

Birinci kural işinizin takibini yapacaksınız. Ne yaparsanız yapın ve hangi işle uğraşırsanız uğraşın işin sonuçlanması için gerekli planlamayı yaptıktan sonra süreci takip etmek zorundasınız. Eğer takip etmeyi başarırsanız sorunu hızlı çözerek sonuca çabuk ulaşırsınız. Diyelim ki herhangi bir ürün alacaksınız ve o ürünü alabilmeniz için satıcıdan gidip almanız gerekir. Zamanında almazsanız o ürünle yapacağınız her şey ertelenir. İşin takibi de böyledir. Siz işi takip etmezseniz o iş uzar ve çok geç kalmış olabilirsiniz. İşinizin takibi birinci kuraldır.

-Peki, bu yoğunlukta işlerinizin takibini nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Eğer sistemi düzgün kurarsanız başarılı olursunuz. Örneğin; günlük, haftalık ve aylık almanız gereken bilgiler vardır. Bu bilgileri günümüz çağında almak çok kolay hale geldi. Eskiden yerine giderek yaptığınız birçok işi şimdi akıllı telefonlarla yapıyorsunuz, ulaşmanız gereken bilgilere daha kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Bir işi yaparken günün koşullarına uymanız gerekiyor. Kime görev verirseniz; iş yapış anlayışını ve sonuçlarını kontrol etmelisiniz. Ayrıca, her gün işimle ilgili gönderilen bütün mailleri gece yarısı bile olsa mutlaka okur ve cevap gerekenleri cevaplarım.

-Yoğun bir tempoda çalışan Adil Sani Konukoğlu, iş yaşamı dışında neler yapar?

Ailemle birlikte olmaktan çok büyük mutluluk duyarım. Her yıl okul arkadaşlarımla buluşup, eski günleri konuşuruz, bağlarımızı koparmayız. Kendime zaman ayırmak isteyip de ayıramadığım yalnız spor konusu var. Son 3 yıldır 2 ayda bir amatörce olta balıkçılığına giderim.

-Adil Bey, tespih koleksiyonunuz var, bu merakınız nasıl başladı?

20 yıl önce başladım. Koleksiyonumda, çalışma odamda sergilediğim 1000’in üzerinde tespih var. Zaman zaman yerlerini değiştiririm, stres atarım. 10-15 dakika dahi zaman ayırsam, yetiyor.

-Koleksiyonunuzdan hiç bir tespihinizi kaybettiğiniz oldu mu?

Dört defa kaybettim. Birisini iki defa kaybettim. İlkinde 3 ay sonra bulundu. Camide düşürmüşüm, birisi namaz kılarken görüp almış, kullanmış. Alan kişinin bir arkadaşı “Bu değerli bir tespih, sat demiş” ve o kişi de bir tespih satıcısına satmak istemiş. Tespihçi tespihi tanımış, nereden aldığını, kaç para istediğini sormuş. Bulan kişi neden sorduğunu öğrenmek isteyince, “bu arkadaşımın tespihi” demiş. Bu konuşma üzerine tespihi bulan kişi bana getirdi. Ben de o tespihe eşdeğer bir tespihi, kendisine hediye ettim. Tespihi 1,5 yıl sonra yine kaybettim ama evde buldum. Daha sonra o tespihi koleksiyona kattım, o günden beri kullanmıyorum.

-Gaziantep sevdalısı olarak bilinen Adil Sani Konukoğlu, Gaziantep’i üç kelime ile nasıl özetler?

Benim için Gaziantep her şeydir. Üç kelimeye sığdıramam. Yaşam umudumu sürdürebildiğim ve hayatımın sonuna kadar yaşamak arzusu içinde olduğum tek yerdir.

-Sayın Başkan, Gaziantep’in son yıllarda aldığı göç yoğunluğunu sanayici olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir şehir sadece o kentli olanlarla büyümemiştir. Mutlaka göç almıştır. Ülkeler de yalnız kendi kaynakları ile büyümez, dış yatırım aldığı ölçüde büyür. Önemli olan geldiğiniz ortama uyum sağlayıp, ortamı sahiplenerek ortak yaşam alanının parçası olmaktır. Gittiğiniz yer küçük bir köy veya kasaba bile olsa bu durum geçerlidir. Oturduğunuz binayı sahiplenmezseniz, o binaya gelen kiracı ya da yeni gelen mülk sahibi de apartmana sahip çıkmazsa binada dirlik düzen olmaz. Benim için, Gaziantep’e gelen, Gaziantep’te çalışan, yatırım yapan herkes Gazianteplidir. Ekmeği paylaşıyoruz. Göçle gelenler bu şehre sahip çıkarlarsa, bu şehrin kalkınması için çaba gösterirlerse başımızın üstünde yerleri vardır. İnsanları renkleri, ırkları ve inançları ile kategorize ederseniz dirlik bozulur ve zamanla her şey yanlışa gider. Önemli olan hepsini kucaklayabilmektir. Gaziantep’in başarısı işte bu anlayışta yatıyor. Hepimiz el ele verdiğimizden dolayı Gaziantep’iz. Şehrimize, ülkemize ve Ay Yıldızlı bayrağımıza hepimiz sahip çıkmak zorundayız.

-Adil Bey, çalışanlarınızla diyaloglarınızda vazgeçilmeziniz nedir?

Görevleri ile ilgili konuyu paylaşırım. Problem yaşanıyorsa, tek başınıza çözme şansınız yoktur. Yine birlikte çözülmeli. Zamanında iş bitmediğinde rahatsız olurum ve o taktirde müdahale ederek sürecin hızlanmasını sağlarım. Hayat da böyledir. Yaradan bize bir zaman dilimi biçmiş. Bu zaman dilimine ne kadar değer katabilirseniz o kadar başarılı olursunuz. Bunu yapabilmenin yolu ise zamanı iyi değerlendirerek işin üstüne gidebilmektir. Netice de insanız. Her şeyi doğru yapabilmiş olsak tecrübelerimiz ortaya çıkmazdı.

-Kurumsallaşma konusuna değinmek istiyorum. Türkiye’de aile şirketlerinde kurumsallaşmaya örnek gösterilen Konukoğlu Ailesi’nde bu başarının altın kuralı nedir?

Kurumsallaşmayan aile şirketlerinin sonraki kuşağa kalma ihtimali azdır. Şirketlerimizin tamamında müdürler, aile ile akrabalık bağı olmayan profesyonellerdir. Şirket yönetim kurullarının tamamına yakını müdürlerinden oluşuyor. Bu arkadaşlarımız belirli dönemlerde üst yönetimini, yani holding yönetim kurulu üyesi olan grup başkanını bilgilendirir, yapılan işler gözden geçirilir. Yine belirli dönemlerde holding yönetim kuruluna şirketleri ile ilgili bilgileri sunarlar.

Rahmetli babam; “Oğlum, işinizle evinizi birbirine karıştırmayın. İşinize giderseniz evinizi, evinize giderseniz işinizi unutacaksınız” derdi. İşimizle evimizi birbirine karıştırmayacak kadar profesyoneliz.  Aile olarak bu düsturu tavizsiz uyguladık. Holding yönetiminde herkes belirli sektörlerde grup başkanıdır ve kimse kimsenin grubuna ilişkin işlere karışmaz. Ancak, holding yönetim kurulu toplantılarında herkes bütün şirketler konusunda sorar, sorgular, öğrenir. 

Sayın Başkan, işyerinizde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Burada fiilen profesyonel bir çalışanım. SANKO’da kendimi patron olarak değil, profesyonel yönetici gibi görürüm. Yönetim kurulumuz ve kurallarımız var. SANKO ile ilgili hiçbir açıklamamı duyamazsınız. SANKO adına açıklamayı Yönetim Kurulu Başkanı yapar. Yönetim Kurulunda bulunan aile bireylerinin tamamı profesyonel anlayışla görev yapar. Hiç kimse burada patron değildir ve bu bir kuraldır. Yönetim kurulundaki diğer aile bireyleri gibi maaşlı çalıyorum. Ayrıca SANKO’da görev yapılırken hiç kimse başka bir iş yapamaz. Şirket menfaatleri için profesyonelce, kurallarımızdan taviz vermeyerek ne gerekiyorsa o yapılır. Yeri geldiğinde hepimiz yaptığımız işin hesabını veririz.

“Ben de patronum denirse iş biter”

Türkiye’de profesyonelleşememiş aile şirketlerinin çoğunun iki veya üç nesil sonra kaybolup gittiğini görüyoruz. Bunun nedenlerine baktığımızda; temel iş ayrımının yapılmadığını ve ikinci neslin “Buranın profesyonel çalışanıyım” demediğini görüyoruz. “Ben de patronum” dersen iş biter. En önemli konu ortak akıldır. Bu işin kuralı budur. Ortak ya da aile şirketlerinde herkes görev, yetki, sorumluluk ve maaşını bilmeli, daha sonra performansına göre maaş artırılmalıdır. Bu tür şirketlerde maaşsız çalışıldığı takdirde, ayrılığa doğru gidersiniz.

-Sayın Başkan, Gaziantep her zaman Türkiye ekonomisinde rol oynayan önemli merkezlerden olmuştur. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Çok dinamik bir şehiriz. Buradaki yaşam koşullarının zorluğu bizi dinamik kılıyor. Zor coğrafyada ve hem hammadde hem de pazar anlamında aynı zorluktaki koşullarda üretim yapıyoruz. Lojistik olarak deniz taşımacılığı için Mersin’e 300 km, İskenderun’a 180 km mesafedeyiz. Hassa-Dörtyol projesi hayalimdir. Bu projenin devreye girmesi ile İskenderun 110 km’ye düşecek. Bu çok önemli avantaj. Gaziantep olarak çok büyük hammadde kaynaklarımız yok. Yine de başarılı bir grafik çiziyoruz.

Buradaki insanın mayasında mücadele, ruhunda girişimcilik ve zoru başarmak var. Bu topraklarda yaşam mücadelesi var. Gaziantep zoru başaran bir şehir. Toprağında mücadele etme ruhu var. Gaziantepli zorluklarla mücadele eden başarılı insanlardan oluşmaktadır. Zorluklar başarımızın motor gücü olmuştur.

-Sayın Başkan, şimdi konuyu değiştireceğim ve size yeni şapkanızla soru yönelteceğim. Konukoğlu Ailesi, sanayicilikte olduğu kadar, futbolda da kulüp başkanı olarak önemli başarılara imza atmıştır. Önce amcanız merhum Saip Konukoğlu, daha sonra ağabeyiniz Abdulkadir Konukoğlu ve şimdi görev sizde. Gazişehir Gaziantep Futbol Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı olarak bu sezon hedefiniz nedir?

Futbol kulüplerinin hepsinin hedefi şampiyon olmak ve bir üst lige çıkmaktır. En üst ligdeki kulüplerin hedefi ise şampiyonluk sonrası Avrupa’da mücadele etmektir.  Hedefsiz başarı olmaz. Özellikle üzerinde durduğum konu, başarıyı sürdürülebilir hale getirmektir. Altyapıyı iyi bir şekilde oturtmanın çabası içerisindeyim. Şu anda bu konu üzerinde duruyoruz. Hedefimiz mutlaka şampiyonluk ama sürdürülebilir bir başarı olması için takımın altyapısının güçlü olması gerekiyor. Bu şehirde 2 milyon kişi yaşıyor. Bu nüfus içinde futbol yeteneği olan çok sayıda çok genç var. Bunları bulup toparlamamız lazım. Geçmişte Milli Takıma gönderdiğimiz futbolcularımız vardı, bundan sonra da olmalı. Son 15 yılda Gaziantep’te yaşayan ve burada büyümüş kaç futbolcu Türkiye Birinci Liginde oynuyor? Süper Lig’de bildiğim kadarıyla yok. Bugün 1,5 milyonluk Lüksemburg’a bakıyorsunuz, o kentten birçok futbolcu önemli liglerde oynuyor. Onlardan başarılı olabiliriz. Bizim eksiğimiz çocuklarımızın şehirde oynayabilecekleri yeterli çim saha olmamasıdır.

“Bu konuda bir çalışmanız olacak mı?”

Hazırlıklarımız var. Futbol oynayanlar çok fazla enerji sarf ederler. Sentetik sahalar kalp krizini tetikleyebilir ya da lif kopmalarına sebep olabilir. Dünyanın her tarafında futbol çim sahada oynanıyor. Çim saha riskleri en aza indirir. Hızlı bir şekilde çim sahaların sayısını artırmalıyız. Çimler basılmak için vardır. Çocuklar düzgün seçilmiş çimlerde yapılan sahada top oynayarak yetişmelidir. Çocukların futbolu düzgün oynayabileceği bir saha olmalı ki önce mahalle takımına seçilsin, oradan da şehrin futbol altyapısına kazandırılsın.

“İleriye umutla bakıyoruz”

Şu anda bir çalışma yapıyoruz ve uygun bulduğumuz yerlere çim saha yapmaya çalışacağız. Her şeyin aynı anda yapılması çok zor. Adım adım şehir içinde çocukların futbol oynayacağı alanları bulup bunu gerçekleştirebilirsek inanıyorum ki Gaziantep’te futbol farklı bir noktaya gider. Amatör kulüpler canlanır. Mutlaka farklılık olur. İleriye umutla bakıyoruz. Takıma ve hocalarımıza güveniyoruz.

-Sayın Başkan, bize zaman ayırdınız, güzel bir söyleşi oldu, teşekkür ederiz.

Çalışma hayatımın önemli gördüğüm anılarını yeniden yaşamama fırsat verdiğiniz için ben sizlere teşekkür ediyorum. Bu röportaj vesilesi ile Gazianteplilere sevgilerimi sunuyorum.

Gaziantep Face
03.11.2017
Diğer Haberler