Uzm.Dr.Burak Can anlatıyor.. Salgın sürecinde bu kış bizleri neler bekliyor ?

Uzm.Dr.Burak Can anlatıyor.. Salgın sürecinde bu kış bizleri neler bekliyor ?

İç Hastalıkları Uzm.Dr.Burak Can, tüm dünyanın zorlu bir dönemden geçtiği COVİD-19 pandemisi sürecinde bu kış bizleri nelerin beklediği ve pandemi sürecinde dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili çok önemli bilgiler paylaştı..

“ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK AMA

HALA BİLMEDİKLERİMİZ FAZLA”

 Tüm dünya zorlu bir dönemden geçiyor. Milyonlarca insan COVİD-19 pandemisi nedeni enfekte oldu ve 1 milyon civarında insan öldü. Ülkeler salgından vatandaşlarını korumak için çeşitli tedbirler aldılar ve almaya devam ediyorlar. Bu kışın diğer kışlara benzemeyeceği kesin. Salgının seyri hafifleyince başlatılan normalleşme süreci yavaş yavaş tüm ülkelerde yerini tedbirlere bırakmakta. Ülkemizde vaka sayısındaki değişimlere göre stratejik kararlar uygulamakta. Geçen sürede koronavirüsle ilgili birçok şey öğrendik ancak hala bilmediklerimiz bildiklerimizden daha fazla.

"EN ETKİLİ YÖNTEM MASKE-MESAFE-TEMİZLİK ÜÇLÜSÜ”

Virüsle ilgili aşı çalışmaları hızla devam etmekte. 2020 sonunda güzel neticeler alınacak gibi gözüküyor. AİDS ve Hepatit-C gibi hastalıklara hala aşı bulunamadığını düşünürsek şu an gelinen nokta oldukça başarılı sayılır. Şunu eklemeden geçemeyeceğim; ne kadar ileri teknolojiye geçse de dünya şu an en etkili yöntem maske-mesafe-temizlik üçlüsü.

BU KIŞ BİZİ NELER BEKLİYOR?

Yaz döneminin bitmesi ile çalışma hayatı yoğunlaştı. Bazı kurumlar ve şirketler esnek çalışma ya da evden çalışma sistemine geçse de her gün işe giden çalışan nüfus da olacak. Toplu taşıma araçlarındaki yoğunluk bulaşmanın artmasından neden olabilir. İstanbul’da farklı sektörlerin mesai başlama ve bitiş saatlerinin değiştirilmesi yöntemi duruma göre diğer şehirlerde de uygulanabilir. Ayrıca yaz aylarında parkta bahçede balkonda geçirilen zaman kış aylarında kapalı ortamlarda geçirilecek. Yeterli havalandırmanın olmaması bulaşma riskini de arttıracaktır.

“BİRÇOK VAKADA TEST YAPMAK DURUMUNDA KALACAĞIZ”

Bu kışın diğer kışlara benzemeyeceği kesin. Koronavirüs hastalığının belirtileri diğer üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerine çok benzediği için öksüren ve boğazı ağrıyan herkes koronavirüse yakalandım endişesinde olacak. Biz hekimler de ayırıcı tanıya gitmekte zorlanacağız. Birçok vakada test yapmak durumunda kalacağız.

-Bireysel olarak ne tedbirler alabiliriz? Ne yiyelim ne içelim? Takviye kullanalım mı?

Beslenme takviye ?

Dengeli beslenme her hastalıkta olduğu gibi koronavirüs enfeksiyonunda da önemli. Akdeniz tipi beslenme yani taze sebze meyve, zeytinyağlı yemeklerin ağırlıklı olduğu beslenme şekli önem taşımakta. Hazır dondurulmuş gıdalar, kızartmalar ve lifsiz beslenme yerine Akdeniz diyeti önerilir.

Peki beslenme öğeleri vitamin ve minerallerle koronavirüs ilişkisi nedir?

Mevcut çalışmalarda d vitamini dışında direkt etkili bir vitamin yahut mineral yok. Ancak genel olarak savunma sistemi ile ilişkili olduğu bilinen öğelerin yeterli alınmasını önerilir. Literatüre baktığımızda A, C, E, B6 ve B12 vitaminleri, çinko ve demir yönünden zengin besinlerin tercih edilmesi önerilir. Günlük beslenmesine dikkat eden, et, tahıl ekmeği, yeşil yapraklı sebzeler, narenciye, fındık gibi kuruyemişler tüketen biri yeterli vitamin ve mineralleri almış olur.

En popülerleri olan c  vitamini ve çinko. C vitamini ve çinko ile koronavirüs tedavisinde kullanımı ile ilgili çalışmalar var ancak tedavide kullanılmasına dair yeterli kanıt yok.

Lifli beslenmeyi bu dönemde öneriyorum çünkü lif içeren sebzeler meyveler bağısak mikrobiyatası için değerlidir ve mikrobiyatanın savunma sistemimizle ilişkili olduğunu biliyoruz.

Bitkisel yağlar ve omega 3-6 da antiinflamatuar antioksidan etkilerinden dolayı önemli besin öğelerdir. Bunun için kırmızı et yerine balık tüketimi arttırabiliriz.

D vitaminine gelince ; koronavirüs hastalığında önemli olduğu ispatlanmış durumda. Hatta öyle ki koronavirüse yakalanan hastalar geriye dönük araştırıldığında d vitamin düzeyi düşük olanların daha çok hasta olduğu saptanmış. Burdan şöyle bir çıkarım yapabiliriz; d vitamini normal olan insanlar virüsle karşılaşsa bile hastalık gelişme riski azalmış oluyor, koronavirüs hastalığına karşı koruyor.

Koronavirüs hastalığı geçirenlerde de d vitamini normal olanlarda hastalık daha hafif seyretmekte.Vitamin düzeyi normal olanların yoğun bakıma daha az girdiği saptanmış. D vitamini eksikliği olanların muhakkak tedavi almasını öneriyorum.

Takviye ürünler kullanmaya gerek var mı?

Vitamin D eksikliği varsa bu durum muhakkak tedavi edilmeli. Damla yahut kapsül şeklinde ilaçlarla tedavi edilmeli. Diğer vitamin ve mineraller için illa takviye almaya gerek yok. İyi beslenen birinin dışardan takviyeye ihtiyacı olmaz. Yaşantısı yahut işi gereği iyi beslenemeyen bireyler takviyelerden fayda görebilir. Birşeye dikkat çekmek istiyorum; internette ve televizyonlarda gördükleri her ürünü almaya çalışmasınlar. Ne kadar çok vitamin alınırsa o kadar sağlıklı oluruz algısı yanlış bir algı.

Zatürre aşısı yaptırmalı mıyız?

Öncelikle zatürre aşısının koronavirüse karşı bir etkisi olmadığını belirtmeliyim.Peki nerden çıktı bu tartışma. Koronavirüs de zatürre de akciğerlere hasar vermekte. Zatürre açısı olursak en azından aynı anda hem korona hem de zatürre olmaktan bizi korumuş olur. Şu an aşıyla talep çok olduğu için bir kaos yaşanmakta. Aşılama konusunda öncelik risk gruplarının olmalı.

Zatürre alışı ve grip acısı kimlere yapılmalı?

Zatürre aşısı ; 65 yaş üstünde olan herkes, kronik böbrek,akciğer,kalp,karaciğer hastalıkları olanlara, kalp damar hastalarına , diyabeti olanlara, organ nakli olanlara, bağışıklık sitemi zayıflatan tedaviler alanlar, kulak (kohlear) implantı olanlar, HIV enfeksiyonu olanlar, dalağı olmayanlar, orak hücre hastalığı olanlar ve alkoliklere yapılması önerilir. 

Grip aşısı da 65 yaş üstü - 2 yaş altı olanlara, gebelere , kronik kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek hastaları, huzurevinde kalanlara yapılmalı. 

Bunun dışında aşı yaptırmak isteyen kişiler eczaneden alarak yaptırabilirler.

Pandeminin ilk gününden beri birçok meslektaşım gibi ağır bir tempoda çalışmaktayım. Bir yandan hasta bakarken bir yandan dünyadaki yeni elde edilen bilgileri takip etmeye çalışıyorum. Ayrıca meslektaşlarımızla, hocalarımızla fikir alışverişinde bulunup hastalarım için en çok fayda göreceği tedaviyi uygulamaya çalışıyorum. Hergün yeni bilgiler elde edilmekte, bazen daha önce doğru kabul ettiğimiz bilgiler değişebiliyor ve hekim olarak bunları takip etmek zorundayım. 

“PANDEMİ SÜRECİ HEPİMİZ İÇİN ZOR”

Pandemi süreci hepimiz için zor. Hasta için de hasta yakınları için de biz sağlık çalışanları için de zor. Ne olduğunu hala tam çözemediğimiz ilacı olmayan bir hastalıkla karşı karşıyayız. Tüm dünya trajik günlerden geçmekte. Maalesef kimileri olayı hafife alıyor. Şu hatıramı olayın çarpıcılığı açısından paylaşmak isterim. 40 yaşlarında bir hastam vardı. Ailecek yatıyorlardı hepsi birbirine bulaştırmış hastalığı. Babası yoğun bakımda yatmaktaydı. Babasından bilgi alamıyordu. Maalesef bir gün babasının ölüm haberi geldi. Kendisi de hastanede tedavi görmekteydi. Cenazesine gidemedi babasının. Cenaze gününden 4- 5 gün sonra taburcu olup evine gidebildi. Maalesef böyle bir süreçten geçiyoruz herkes dikkatli olmalı. Ben anne babamı 6 ayda iki kere gördüm. Yanlarına gittiğimde balkonda oturdum, evin içinde gezerken maske taktım. Zor ama böyle yapmak zorundayım.

Hastalık nasıl seyrediyor?

İnsanların olaylara verdiği tepkiler nasıl farklıysa hastalıklara verdiği tepki de farklı oluyor. O yüzden kimi şikâyetimiz geçirirken kimi yoğun bakıma girecek hale geliyor. Bunu önceden bilmemiz maalesef mümkün değil.

Hastalık çocuklarda erişkinlere göre daha hafif seyretmekte. Yaş ilerledikçe hastalığın daha ağır seyretme ihtimali artıyor. Tabi bu istatistiki bilgilere bakarak ne gençler rehavete kapılsın ne de ileri yaşta olanlar canını sıksın. Felç geçirirken, kalp krizi geçirirken korona teşhisi konup iyileşip giden yaşlı hastalarımız var. Diyabeti, astımı, kalp yetmezliği olan birçok hastamız sağlığına kavuştu. O yüzden koronavirüse yakalanırım diye strese girip paniğe kapılmasınlar ama tedbiri elden bırakmasınlar.

Enfekte olanların yarısından fazlası ( bir araştırmaya göre %80) hastalığı asemptomatik yani şikayetsiz yada hafif şikayetlerle  geçirecek. Geri kalan %20 bdaha ağır geçirmekte, hastaneye yatışı gerekmekte. Hastanın genetik özellikleri, sigara içip içmediği, beslenme şekli, ek hastalıkları hastalığın nasıl geçeceğini belirliyor.

Nasıl bir tedavi uygulamaktasınız?

Covid-19’a yönelik etkili bir ilaç bulunamadı maalesef. Her ülke kendi şartlarına göre tedavi protokolü uygulamakta. Biz de Bilim Kurulumuzun önerdiği tedavileri vermekteyiz. Bir yandan dünyadaki gelişmeleri takip edip hastamın faydasına olacak olan tedavileri uygulamaktayım. Televizyonlarda da sık sık duyduğumuz sıtma ilacı olarak bilinen hidroksiklorokin ve/veya daha önce SARS’da kullanılan favipravir etken maddeli ilaçları veriyoruz. Bu ilaçları hastalığı ayakta geçiren hastalarımıza da evde kullanmak üzere verebilmekteyiz. Bu hastalarda kan pıhtılaşmasında artış olmakta. Ani damar tıkanmalarına sebep olabilmekte. Bunedenle kan sulandırıcı iğne ve/veya haplar verebilmekteyiz. Hastalığın durumuna göre hastaya immün plazma verebilmekteyiz. Hastalığı daha önce geçirmiş birinin plazmasındaki koronavirüse karşı gelişmiş olan savunma proteinlerini alarak hasta kişiye veriyoruz. Bu şekilde bir çok hastamız sağlığına kavuştu.

Sitokin fırtınası denilen durum gelişirse de romatizma hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilaç olan tocilizumab’ı kullanmaktayız. Ayrıca kortizon tedavisi de duruma göre verilebilmekte. Ayrıca hastalığın seyri sırasından oluşan sıkıntıları da çözmek gerekiyor. Mevcut bilgiler ışığında şu kesin doğru şu kesin yanlış diye birşey yok. Hekimlik sanatını icra ederken deneyim ve tecrübeme göre hasta için en uygun tedaviyi uygulamaya çalışıyorum.

“PLAZMA BAĞIŞI ÇOK ÖNEMLİ”

Yeri gelmişken belirtmek isterim ki, hastalığı geçirenler lütfen Kızılay’a başvurup plazma bağışında bulunsunlar. Birçok hastama plazma bulmakta zorlandım. Bazı hastalara hiç veremedik, süreci ağır geçirmek durumunda kaldılar. Yarın hepimizin plazmaya ihtiyacı olabilir. Vereceğiniz plazma bir çocuğun anne ya da babasız kalmasını önleyebilir. Böyle düşünün ve plazma bağışında bulunun.

“HASTALIĞA KARŞI EN ETKİLİ SİLAH TEDBİRLERE UYMAK”

Elimizdeki mevcut ilaçlarla hastalığı yönetmeye çalışsak da en etkili silah tedbirlere uymak. Maalesef kimin virüsü taşıyıp taşımadığını bilmiyoruz. Asemptomatik vakalar Amerikan Hastalık kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre vakaların %40’ını oluşturmakta. Yani bir şehirde hasta olanlar kadar virüs taşıyıp bulaştırıp herhangi bir şikayeti olmayanlar var. Bu nedenle gerek olmadıkça evden çıkılmamalı. Misafirliklere, eş dost akraba ziyaretlerine ara verilmeli.

 

Gaziantep Face
26.10.2020
Diğer Haberler